27-11-2007, 10:09 PM
Müsaadenizle emperyalizmi bir kere daha tanımlamak istiyorum. Maksadım bu tanımdan yola çıkarak, emperyalizmin “sonsuz savaş operasyonu” demek olduğunu anlatmaktır.
Emperyal sistem, kapitalizmde olduğu gibi maliyet-kar etkinliği üzerinden sömürü yapan bir sistem değil, pazarı doğrudan kontrol eden bir sistemdir.
Amacım kuramsal bilgi ile sizleri boğmak değil. Bazı hususları hatırlatırsam daha kolay anlaşılırım.
Kapitalist kurallar ne kadar uluslararası olmuş olursa olsun, gene de uluslar arası olmamış ekonomik alanlar ve ilişkiler vardır.
Biraz açarsak, pazarda hala halkçı, devletçi ekonomilerin hüküm sürdüğü alanlar ve ilişkiler vardır. Hatta feodal yapının kalıntıları bile vardır. Hem ekonomik hem de kültürel olarak.
Kapitalist kuralların daha geniş alanları kapsaması için emperyalizm baskı yapar. Halka ve devlete ait ekonomik kuruluşların tamamının özelleştirilmesini bunun için talep eder. Yapabileceği siyasi, askeri ve ekonomik baskıları yapar. Taleplerini ve baskısını meşrulaştırmak için kullanabileceği bütün argümanları (verimlilik, kalite, rekabet, siyaset v.s.)kullanır.
Bunlara rağmen, ulus devletin varlığı tam denetim için engeldir. Onun amacı için maliyet-kar etkinliği üzerinden yaptığı sömürü yetmez. Piyasayı tamamen kontrol etmek ve kendi ülkesindeki kuralların hâkim olmasını ister.
Ama burada bir zorluk çıkar.
Emperyalizm hem kapitalist kuralların işlediği alanlarda ki insanı hem de henüz kapitalist (piyasa) kuralların işlemediği alanlardaki insanları ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşüme zorlar. Bu husus kendi sömürü mantığının herkes tarafından kabulü demektir.
Kendine yakın ve emperyalizme teslim olmuş iktidarlar bile olsa, yukarda tanımladığım yapı kendiliğinden emperyalizme direnir. Direnenlerin bir kısmı bile direndiğinin farkında değildir. Örneğin, ülkemizde olduğu gibi. Ordu, bürokrasinin bir kısmı, siyasi partiler, hatta iktidar partisinin içinden bazıları(1 Mart Teskeresi), sendikalar, bazı sivil toplum örgütleri v.s.
Saydığım bu kuruluşlar tek bir bileşende birleşecek şekilde direnmeseler bile bir direnme her zaman vardır.
Emperyalizm doğrudan kontrol edemediği ulus devleti kontrol altına almak için askeri müdahale aşamasına gelmiştir.
Büyük Ortadoğu Projesi veya 22 ülkenin yola getirilmesi demek, Amerika tarafından adı geçen bölgede kontrol edemediği nokta kalmaması demektir.
22 ülkenin hepsi ile aynı anda savaşmaz. Dönüşümlü ittifaklar yapar. Irak’a girerken Türkiye’yi kıllanır. Afganistan’a girerken Pakistan ile ittifak yapar. Afganistan bitince Pakistan’a girer v.s.
PKK ile ittifak yapar Türkiye’yi vurur. Daha sonra Şii Araplar ile ittifak yapar ve başkalarını vurur.
Yani yaptığı iş dönüşümlü ittifak ve sonsuz savaştır. Bu savaşta ne coğrafya ne de zaman sınırlaması vardır. Çünkü yukarda tanımlamaya çalıştığım ekonomik yapı bütün dünya için geçerlidir.
Kendisi dönüşümlü ittifaklar yaparken başkalarının kendisine karşı ittifak yapmasını engeller. Iran, Türkiye ve Suriye’nin ittifak yapması onun bütün planlarını bozar.
Emperyalizm ile savaş bir anlamda iç savaş demektir. Şimdi içinde yaşadığımız durum gibi. Siyasi iktidarlar ne kadar emperyalizmin yanında olurlarsa olsunlar bu savaş sürer.
Emperyalizme emperyalizm denir. Başka bir şey demek mümkün değildir. Emperyalizme tek bir cevap vardır. Atatürk devrimlerini kaldığı yerden devam ettirmektir.
Onlar değil biz kazanacağız.
Emperyal sistem, kapitalizmde olduğu gibi maliyet-kar etkinliği üzerinden sömürü yapan bir sistem değil, pazarı doğrudan kontrol eden bir sistemdir.
Amacım kuramsal bilgi ile sizleri boğmak değil. Bazı hususları hatırlatırsam daha kolay anlaşılırım.
Kapitalist kurallar ne kadar uluslararası olmuş olursa olsun, gene de uluslar arası olmamış ekonomik alanlar ve ilişkiler vardır.
Biraz açarsak, pazarda hala halkçı, devletçi ekonomilerin hüküm sürdüğü alanlar ve ilişkiler vardır. Hatta feodal yapının kalıntıları bile vardır. Hem ekonomik hem de kültürel olarak.
Kapitalist kuralların daha geniş alanları kapsaması için emperyalizm baskı yapar. Halka ve devlete ait ekonomik kuruluşların tamamının özelleştirilmesini bunun için talep eder. Yapabileceği siyasi, askeri ve ekonomik baskıları yapar. Taleplerini ve baskısını meşrulaştırmak için kullanabileceği bütün argümanları (verimlilik, kalite, rekabet, siyaset v.s.)kullanır.
Bunlara rağmen, ulus devletin varlığı tam denetim için engeldir. Onun amacı için maliyet-kar etkinliği üzerinden yaptığı sömürü yetmez. Piyasayı tamamen kontrol etmek ve kendi ülkesindeki kuralların hâkim olmasını ister.
Ama burada bir zorluk çıkar.
Emperyalizm hem kapitalist kuralların işlediği alanlarda ki insanı hem de henüz kapitalist (piyasa) kuralların işlemediği alanlardaki insanları ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşüme zorlar. Bu husus kendi sömürü mantığının herkes tarafından kabulü demektir.
Kendine yakın ve emperyalizme teslim olmuş iktidarlar bile olsa, yukarda tanımladığım yapı kendiliğinden emperyalizme direnir. Direnenlerin bir kısmı bile direndiğinin farkında değildir. Örneğin, ülkemizde olduğu gibi. Ordu, bürokrasinin bir kısmı, siyasi partiler, hatta iktidar partisinin içinden bazıları(1 Mart Teskeresi), sendikalar, bazı sivil toplum örgütleri v.s.
Saydığım bu kuruluşlar tek bir bileşende birleşecek şekilde direnmeseler bile bir direnme her zaman vardır.
Emperyalizm doğrudan kontrol edemediği ulus devleti kontrol altına almak için askeri müdahale aşamasına gelmiştir.
Büyük Ortadoğu Projesi veya 22 ülkenin yola getirilmesi demek, Amerika tarafından adı geçen bölgede kontrol edemediği nokta kalmaması demektir.
22 ülkenin hepsi ile aynı anda savaşmaz. Dönüşümlü ittifaklar yapar. Irak’a girerken Türkiye’yi kıllanır. Afganistan’a girerken Pakistan ile ittifak yapar. Afganistan bitince Pakistan’a girer v.s.
PKK ile ittifak yapar Türkiye’yi vurur. Daha sonra Şii Araplar ile ittifak yapar ve başkalarını vurur.
Yani yaptığı iş dönüşümlü ittifak ve sonsuz savaştır. Bu savaşta ne coğrafya ne de zaman sınırlaması vardır. Çünkü yukarda tanımlamaya çalıştığım ekonomik yapı bütün dünya için geçerlidir.
Kendisi dönüşümlü ittifaklar yaparken başkalarının kendisine karşı ittifak yapmasını engeller. Iran, Türkiye ve Suriye’nin ittifak yapması onun bütün planlarını bozar.
Emperyalizm ile savaş bir anlamda iç savaş demektir. Şimdi içinde yaşadığımız durum gibi. Siyasi iktidarlar ne kadar emperyalizmin yanında olurlarsa olsunlar bu savaş sürer.
Emperyalizme emperyalizm denir. Başka bir şey demek mümkün değildir. Emperyalizme tek bir cevap vardır. Atatürk devrimlerini kaldığı yerden devam ettirmektir.
Onlar değil biz kazanacağız.
(böyle bişi zatn olmasda) ki çoğu değil en altta alındıdır veya böyle yazmak istemiyorsanınz kaynaçasını yazınız .... reel hayatta kul hakkı; sanal alemde emeğe saygı :iyi: ... ideolümüz bu olsun